Giriş
Hızlı değişimin yaşandığı, tarihsel referansların kalmadığı, geçmişin artık yeni deneyim ve olgulara referans veya ayna olamadığı bir çağda, zaman kavramı da sıklıkla değişmektedir. Evrimci tarih anlayışı ile materyalist tarih anlayışının etkisi altında kalan insanlar, olayların yasalarını tarihten bularak geleceğe dair öngörülerde bulunabileceklerine inanırlar. Bilinen geleceğe dayalı olarak geçmiş tarihi açıklayarak, güncel sorumlulukları netleştirmek isterler. Bu türden geleceğe yönelik siyasal düşünce; aynı zamanda doğrudan doğruya yaşam eylemlerinin de bir göstergesi haline gelir. Ancak bu tür siyasal ideolojik kehanetler; geleceğin sadece bir yüzüdür.
Teknolojinin tekelleştirdiği şey yüzeysel anlamda bilgi değil, çoğu zaman tüm bilgi sistemi ve paradigmasıdır. Modern teknolojinin yarattığı gelecek imgesi aslında dikkatlice tasarlanmış bir kontrol ritüeli dir. İnsanların gerçek ihtiyaçlarından çok teknolojinin zorunluluğuna dayanmaktadır. Büyüleyici teknolojik maskesi, siyasetin ve gücün gerçeklerini gizler.
20. yüzyılın ortalarında, gelecek iki çelişkili anlama sahipti. Birincisi, geleceği insan hayal gücünün, sanatsal yeniliğin ve iradenin nesnesi olarak görmekti. Bu sadece daha iyi bir dünya için bir umuttu ve tahmin edilemezdi. Başka bir görüş; geleceği a apriori izleri olan bilimsel bir nesne olarak görür. Bu görüş geleceğin mantıksal yasalar tarafından yönetildiğini savunur. Gelecekteki toplumdaki belirli faktörler doğru bir şekilde tahmin edildiği sürece, gelecekteki toplumun yönü ve eğilimlerinin temelde belirlenebileceğine ve böylece sosyal, politik ve ekonomik sorunların çözülebileceğine inanır. Küresel siyasetin yoğunlaşmasıyla birlikte, gelecek biliminin toplum açısından daha pratik bir işlevi olduğu ortaya çıkmış, dolayısıyla gelecek bilimi de giderek özgün sanat alanından uzaklaşarak, sosyal bilimler alanına doğru genişlemiştir.
Ossip Flechtheim, 1943 yılında geleceğin, ütopyanın bugüne yansıtılması olduğunu ve Soğuk Savaş'ın iki kutuplu yapısının sona ermesi için geleceğin tersine çevrilmesi gerektiğini savunan fütüroloji kavramını tartışmaya soktu. 1966 yılında Dünya Gelecek Kongresi kuruldu ve 1980 yılına gelindiğinde üye sayısı 50.000'i aştı. Yine 1966 yılında Amerikalı bilim insanı Alvin Toffler, New York'taki New School for Social Research' de "Toplumsal Değişim ve Gelecek" konulu bir ders açarak üniversitelerde gelecek bilimini öğreten ilk kişi oldu. 1970'lerden sonra Toffler, Negroponte ve Naisbitt gibi fütüristlerin (gelecekçi) toplumsal öngörüleri teknolojik gelişmeyi temel ton olarak almaya başladı. Felsefe, ekonomi, tarih ve sosyolojiden ilgili kaynaklara başvurarak teknolojinin toplumsal değişimin itici gücü olduğunu vurguladılar. Bu, tarihçi Roszak'[1] ın vurguladığı gibi, Gelecekbilim ve gelecekçiliğin artık; “sosyal bilimlerin beceriksiz bir karışımı, popüler edebiyat ve kehanetlerin pazar eki” olmaktan çıkıp, sosyal bilimler olarak resmen meşruiyet kazandıkları ve dolayısıyla ana akım disiplinlerle diyalog halinde oldukları anlamına geliyordu.
Gelecek araştırması olarak adlandırılan şey, bir tür disiplinler arası ve alanlar arası araştırma, deney ve uygulamadır. Gelecek araştırması, ekonomik tahmin, sosyal analiz veya teknolojik tahminden farklıdır. Amacı, insanların geleceği anlamalarına ve geleceğe bakmalarına yardımcı olmak ve ne tür bir geleceği takip etmemiz gerektiğini keşfetmektir. Bu amaçla fütüristler, insan faaliyetinin tüm önemli alanlarındaki potansiyel değişimleri, yeni bir çağı yaratabilecek itici güçleri ve fırsatları ararlar ve gelecekteki fırsatların farkına varmak ve erken uyarı sistemleri aracılığıyla krizleri önlemek için mümkün, devam eden, sistematik veya köklü değişimlerin neler olabileceğini araştırırlar. Tarihçiler bize geçmişte ne olduğunu anlatmaya çalışır; gazeteciler bize şu anda ne olduğunu anlatmak ister; fütüristlerin ileri görüşlü olmaları ve insanlara mücadelemize değecek bir gelecek planı yaratmaları ve tasarlamaları için rehberlik etmeleri gerekir.
21. yüzyıla girilirken, gelecek araştırmaları ekonomi, toplum, çevre, kaynaklar vb. alanlara çeşitli disiplinlerden araştırma alanlarının genişlemesiyle karakterize edilen beşinci dalgayı başlattı. Araştırma kurumlarının çeşitliliği; disiplinler arası, sistematik düşünme ve araştırma özelliklerinin karmaşıklığı; gelecek araştırmalarının psikoloji, felsefe vb. ile birleştirilmesi; gelecek araştırmalarına akademik kimlik kazandırdı.
Gelecek Bilimi’ nin Tanımı:
Gelecek Bilimi’ i, tarihsel koşulları göz önünde bulundurarak gelecekte şeylerin nasıl değişeceğini ayrıntılı olarak araştıran ve tahminlerde bulunan akademik bir alandır. Ossip K. Flechtheim; teoride geleceği yeni bir felsefi ve sosyolojik kavram olarak araştırır ve açıklar. Gelecek Bilimi, geniş anlamda gelecek tahmini veya öngörücü bilim olarak adlandırılır. Gelecek Bilim’ ciler gelecek senaryolarını araştırır, olasılıkları değerlendirir ve istenilen geleceği şekillendirmek için stratejiler geliştirirler. Geleceği düşünmek insan zihninin kadim bir görevidir. Gelecek Bilimi’ nin en eski biçimi kehanet olabilir. Tahmin ve kehanet en eski tekniklerden ve düşüncelerden biri olarak düşünülebilir.
Gelecek Bilimi, modern endüstriyel ve bilimsel gelişmenin insan toplumu üzerindeki etkisini araştırır ve gelecekteki karar alma süreçleri aracılığıyla insan gerçekliklerinin olanaklarını öngörür. Bugünün yeni filizlenen ve marjinal şeyleri gelecekte ana akım olgulara dönüşebilir. Dolayısıyla bugünün değer ölçütleri, gelecek tarafından yargılanabilir ve bugün gelecekten ilham alabilir.
Gelecek Bilimi, şeylerin geleceğini inceleyen ve uygulayan bir bilimdir. Şeylerin eğilimlerini, gelişmelerini ve beklentilerini keşfetmek ve tahmin etmek ve şeylerin gelecekteki gelişmeleri ve değişimleri için karşı önlemleri kontrol etmek için bilimsel teorileri ve yöntemleri uygular. Planlama, yönetim, geliştirme uygulaması ve çeşitli kararlar için bir referans standardı görevi görür. Bu bilim, teori ve pratik bakış açılarından iki bölümden oluşmaktadır: Çeşitli tahmin sonuçlarını veya gelecekteki araştırma sonuçlarını analiz etmeye, karşılaştırmaya, özetlemeye, düzenlemeye ve sentezlemeye odaklanan teorik Gelecek Bilimi ile belirli planlama, yönetim, karar alma, kalkınma stratejisi ve diğer çalışmalara temel oluşturan gelecek tahmini olan uygulamalı Gelecek Bilimi… Gelecek Bilimi yalnızca geleceği tahmin etmekle ilgili değildir; temel amacı geleceği şekillendirecek eylemlere ilham vermektir. Bu, hükümetlerin, işletmelerin, sivil toplumun ve diğerlerinin daha iyi kararlar almasını ve istedikleri geleceği inşa etmek için stratejiler geliştirmesini sağlayacaktır.
Gelecek Bilimi’ nin veya gelecek çalışmalarının temel araştırma alanları şu beş alanda yoğunlaşmıştır: Sosyal tahmin, bilimsel tahmin, teknolojik tahmin, ekonomik tahmin ve askeri tahmin…
Gelecek Biliminin araştırma metodolojisi bilgi teorisi, sistem teorisi, sibernetik, sinerjetik vb. temellere dayanmaktadır. En yaygın kullanılan yöntemler; Delphi yöntemi, Morfolojik analiz yöntemi, Analoji yöntemi, İlişki ağacı yöntemi, Etkileşim matrisi analizi, Zaman serisi analizi, Üstel düzeltme yöntemi, Oto regresyon-hareketli ortalama yöntemi, Regresyon analizi, Sistem dinamikleri analizi, Betik yöntemi (ön plan planı), Sürekli görüntülerin derlenmesi, Ağ analizi, Tarihsel analoji yöntemidir. Gelecek Biliminin araştırma metodolojisi kapsamında 20'den yöntem kullanılırken, her geçen gün yeni yöntemler denenerek araştırma alanı kapsamına alınmaktadır.
Gelecek Bilimi’ nin Kısa Tarihi:
1940' ların sonu ve 1950'lerde Gelecekbilim kuramsal ve akademik araştırmalara odaklanırken, sosyal bilimler temel araştırma içeriğini siyasal ve ideolojik özellikler olarak belirlemiş, yöneticilerin iktidarını kontrol etme stratejilerine daha fazla vurgu yapmıştır. 1960'larda alan, salt teorik araştırmalardan, sosyal ekonomi üzerine pratik araştırmalara ve uygulamalı gelecek bilimi teorisi ve pratiğinin keşfine doğru kaydı. 1970'lerden sonra bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ekonominin ve toplumun çeşitli alanlarına etkisi konusunda iyimserler ve kötümserler ortaya çıktı.
1950'lerden sonra Norbert Wiener, sibernetiğin kurucusu ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ünlü Hudson Enstitüsü'nün kurucularından biri olarak tanındı. Helmer bir matematikçiydi ve küresel köy kavramını öneren McLuhan da bir telekomünikasyon mühendisiydi. İkisi de bilimsel ve teknolojik bilişim ve otomasyonun dünya üzerindeki etkisinden endişe duyuyordu.
19. yüzyıldan bu yana bilimkurgu yapıtları gelecek bilimine büyük etki etmiştir. Gelecek bilimciler çoğunlukla disiplinler arası çalışan entelektüellerdi. O dönemin bilimkurgu yazarları arasında Jules Verne, Wells, Bellamy veya Charles Richter gibi isimlerin hepsi profesyonel yazarlar veya düşünürlerdi. Ancak gelecek bilimin II. Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra 1940' larda gerçek anlamda ortaya çıkmasıyla, gelecekçilerin kimlik yapısı önemli ölçüde değişti. Jeosenkron uyduyu bir zamanlar tahmin eden Clarke; geleneksel bir bilimkurgu yazarından bir fütüriste dönüştü.
Gelecekbilim ilk ortaya çıktığında öncüler çoğunlukla sosyologlardı. Örneğin, Alman Gelecek Bilimi ’nin öncülerinden Ossi P. Flechtheim, 1940'larda Berlin Özgür Üniversitesi’nde sosyoloji profesörüydü; Hollanda Gelecek Bilimi ’nin kurucusu Fred Polak, Rotterdam Üniversitesi'nde sosyoloji profesörüydü; Fransız Gelecek Bilimi’ nin kurucusu B. DeJouvenel, başlangıçta hukuk okudu ve daha sonra ekonomik sosyoloji araştırmalarıyla uğraştı. Oxford, Cambridge ve Harvard gibi ünlü üniversitelerde ekonomik sosyoloji dersleri verdi. Michio Kaku, New York Şehir Üniversitesi Lisansüstü Merkezi'nde teorik fizik profesörü ve süper sicim teorisi uzmanıydı. Amerikan Gelecek Bilimi’ nin temsili öncülerinden biri olan J. McHale, sosyoloji alanında doktora yaptı ve daha sonra Houston Üniversitesi Sosyoloji Okulu'nda kapsamlı araştırma direktörü olarak görev yaptı. Bill Gates, Negroponte, Zuckerberg gibi çağdaş bilgi teknolojisi alanındaki öncüler de fütürist olarak sınıflandırılır. Geleneksel teknoloji uzmanları gibi sadece şirketleri yönetip ürünler geliştirmekle kalmazlar, aynı zamanda uzay, bilgisayarlar, meta evren ve yapay zekâ alanlarındaki teknolojiyle dünyayı değiştirme arzularını da gerçekleştirmek isterler.
Gelecekbilimin zamansallığı ve özellikleri
Gelecek, şu andan itibaren olan zamandır ve içinde bulunduğumuz şimdiki zamana göre gelecek zamandır. Gelecek, bir an veya zaman dilimi olabilir; yarın, geleceğin yalnızca bir parçasıdır ve bir sonraki saniye de öyledir. Gelecek bir zaman kavramıdır. Geçmişe ve şimdiye göre her şeyin bir geleceği vardır. Geleceği düşündüğümüzde daha da önemlisi, bize nasıl bir hayatta kalma aydınlanması ve hayatın anlamını arama bilinci getireceğidir. Gelecek yakın veya uzak olabilir. Yakın geleceğe dair öngörüler ideal isteklerimizin gerçekleşmesini sağlayabilir. Ancak gelecek ne kadar uzaksa o kadar belirsiz ve gizemli olur ve hatta insanları korkutabilir.
Tarihçilerin amacı, günümüzde ve gelecekte ortaya çıkan sorunların çözümü için başvurulacak kaynakları, dayanakları ve kuralları ortaya koymak ve günümüzde alınacak kararların dayanağını oluşturmaktır. Günümüzde yaşayan her birimiz, zamanın normları ve etik değerlerin yanı sıra, ekonomi ve siyaset gibi çağdaş değerlerin kısıtlamalarından da etkileniyoruz. Tarih çalışmanın amacı geçmişin etkisinden kurtulmaktır. Geçmişi yıkmak ve dünyayı değiştirmek için önce tarihin olumsuz yönlerini anlayabilmektir. Aslında, tüm profesyonel işlerin amacı geleceği tahmin etmektir. Çünkü gelecek zaman açısından bir sonraki saniyedir. Örneğin, meteorologlar yarın güneşli mi yağmurlu mu olacağını tahmin etmek zorundadır. Ekonomistler döviz eğilimlerinin ekonomik krize yol açıp açmayacağını değerlendirmek zorundadır. Tarihçiler de gelecekteki eğilimleri belirlemek amacıyla geçmişi incelerler. Geleceğe odaklanan sanat, zamanın göreliliği ve anlık değişimleri perspektifinden ipuçları verir, gelecek asla gelmeyecek olsa da, eserlerin karakteristikleri perspektifinden, gelecekteki bir nesneyi yakalamak mümkündür. Gelecek çoktan gelmiştir ve bazıları tarih olmuştur.
"Fütüroloji" İle İlgili Çalışmalar:
Dünya çapında Gelecek Bilimi’ araştırmalarının yaygınlaşmasıyla birlikte farklı bakış açılarına sahip çeşitli düşünce okulları ortaya çıkmıştır. İdeolojik açıdan bakıldığında temelde iki okul vardır: Sosyalist ve kapitalist. Temel fark, birincisinin toplumun geleceğinin incelenmesinin, üretkenlik ve üretim ilişkilerinin gelişimini ve değişimini de içermesi gerektiğine inanması; ikincisinin ise üretkenliği toplumsal gelişmenin tek itici gücü olarak görmesidir.
Gelecekteki gelişme beklentilerine ilişkin görüşler açısından iki ana düşünce okulu vardır: "karamsarlar" ve "iyimserler". İlki, bilim ve teknoloji ile ekonomi ve toplumun gelişimine ilişkin beklentiler konusunda karamsardır ve olumsuz karşı önlemler önerir; ikincisi ise tam tersidir ve hem beklentiler hem de karşılık gelen karşı önlemler konusunda iyimserdir.
Gelecek bilimi’ nin gelişimine katkısı olan ilk çalışmalar:
Sonuç
Teknolojinin iki ucu keskin bir kılıç olduğunu sıklıkla söyleriz ama çoğunlukla teknolojinin olumsuz etkilerinden ziyade hayatımızı nasıl iyileştirdiğinden bahsederiz. Bir yandan, bunun nedeni teknolojinin faydalarını bizzat deneyimlemiş olmamızdır. Öte yandan, teknolojinin olumsuz etkileri olsa bile, gelecekte yeni teknolojilerin bunları her zaman telafi edebileceği fikrine sahip olabiliriz.
Fütürist Gerd Leonhard, Teknoloji ve İnsanlık adlı yeni kitabında teknolojik iyimserliğe karşı uyarıyor: "Teknolojinin büyülü girdabına kapılmadan önce, durup düşünmemizi içtenlikle rica ediyorum diyor." Leonhard bir teknoloji karamsarı değil. Sadece teknolojinin egemen olduğu bir dünyayı düşünmemizi istiyor. "Tüm kararları 'serbest piyasaya', risk sermayedarlarına, kurumsal teknoloji uzmanlarına veya dünyanın en güçlü ordusuna bırakmamak için iki kat daha dikkatli olmalıyız," diye yazdı. Leohard, "İnsanlığın geleceği, her ne pahasına olursa olsun kâr ve büyümenin endüstriyel çağ modeline veya 1980'lerde insanlığa iyi hizmet etmiş olan modası geçmiş teknokrasiye dayanmamalıdır" savını ileri sürüyor.
Teknoloji çok hızlı ilerliyor ve insanlar buna uyum sağlayacak beceri ve etik anlayışı geliştiremiyor. Belki biyoloji ve teknolojiyi bütünleştirebilir, bedenlerimizi ve zihinlerimizi güçlendirebilir, süper insanlar olabilir, hastalıkları sonlandırabilir ve yaşamlarımızı uzatabiliriz. Ancak, hiç şu soruyu sorduk mu: Yaşamı uzatmak gerçekten iyi bir şey mi? Bu gösterişli teknolojiler herkese fayda sağlıyor mu?
Görsel detay:
2024 Futurist of The Year Award (2024 Yılının Fütüristi Ödülü)
https://www.sgmk.edu.pl/futurist-of-the-year-2024-science-congress/
[1] Roszak, Theodore, 1994, Information technology, Artificial intelligence,( Bilgi Kültü: Bilgisayarların Halkbilimi ve Gerçek Düşünme Sanatı) University of California Press, ISBN 9780520085848. S.7